Yıldırım’ın Yapamadığını Feldkamp Nasıl Yaptı?

Geçen hafta itibariyle annemizin ligini iyisiyle kötüsüyle tamamlamış bulunuyoruz. Son beş sezondur iki takım arsında el değiştiren şampiyonluk arması bu sene tekrar Galatasaray’a geçti. Öz olarak geçen sezonlardan farklı bir lig geçirdiğimizi söylemek pek mümkün değil. Boş tribünlere oynanan onlarca maç , spor medyasının sığ bir şekilde ele aldığı Anadolu külüpleri, bol bol antrenör kıyımına sahne olan, diğer taraftan tabiri caizse “kaşarlanmış” antrenörlerin aralarında becayiş ederek takım yönetmelerinin örneklerinin sergilendiği süper ligimizde her şey bildiğiniz gibi.

Ligin başında pek dillendirilmese de iki takım arasında geçmesi beklenen şampiyonluk yarışı öz olarak iki takım arasında geçti. Her ne kadar Sivas bu yarışın içinde görünse de herkesin üstüne toto oynadığı şey Sivas’ın kaçıncı haftadan itibaren iddiasını kaybedeceğinin ötesine geçmedi. Diğer bir deyişle hiç kimse, Sivas’ın kendisi dahil, bu şampiyonluk masalına inanmadı. Beşiktaş’ın kendinden menkul problemleri ve çift başlı hali zaten az olan şansını ilk baştan sıfıra indirmişti. Peki nasıl oldu da Avrupa’da tarihinin en iyi sezonunu geçiren şampiyonluğun ağır favorisi Fenerbahçe Galatasaray’a karşı alaşağı oldu…

Bu sorunun cevabını bulmak için belki de 6 hafta öncesine dönmemiz gerekiyor. Ligin 28. haftasında Galatasaray Ali Sami Yen’de Gaziantep’le berabere kalırken Fenerbahçe İnönü’de Beşiktaşı 2-1 lik bir skorla geçiyordu. puanlar aşağıdaki gibi oluşuyordu:

TAKIMLAR O G B M A Y P Av

1. Fenerbahçe 28 19 6 3 61 28 63 33

2. Galatasaray 28 18 6 3 51 20 61 31

3. Sivasspor 28 18 4 5 42 20 61 26

4. Beşiktaş 28 18 4 6 44 28 58 16

Her aklı başında insan gibi ben de bu haftadan sonra Fenerbahçenin bu ligi 10 puan farkla şampiyon bitireceğini düşünüyordum. İşte tüm bunlar olurken hınzır teknik direktör Feldkamp bavulunu topladığı gibi Almanya’ya uçuyordu. Sağlık sorunlarını bahane ederek aldığı bu karar belki de Fenerbahçe’yi 18. şampiyonluktan etti. Nasıl mı?

Feldkamp’ın gidişiyle beraber Galatasaray futboluna her hafta birşeyler koyarak, çoktan unuttuğu amatör ruhu tekrar canlandırarak, kadrosundaki bu şampiyonluğu gerçekten çok isteyen Hakan Balta, Mehmet Topal, Serkan Çalık, Arda Turan gibi oyuncularla 10 yıl öncesinin efsane kadrosuna göz kırparak son altı maçında 13 gol atıp sadece Sivasspor’dan 3 gol yiyerek şampiyon olmayı başardı.

Fenerbahçe ise şampiyonlar ligindeki, bana göre beklenmedik, başarısı nedeniyle baştacı edilen Zico’nun adeta bir NBA koçu mantığıyla, sürekli olarak yüksek kontratlı oyunculardan oluşturmaya çalıştığı takım formatının, sahada sadece duran toplara vuran “star” oyuncularının kurbanı oldu. Yedek klübesinden gol kralı olan Semih için bu noktada ayrı bir yer açmak lazım elbette.

Aslında Semih sadece kendi özelinde bu durumun temsilinden öte Fenerbahçe’de yerli oyuncuların -bunlara devşirilen oyuncularda dahildir- yaşamak zorunda kaldığı ayrımcı tutumun kamuoyunda en çok dillendirilen örneği oldu. Bu noktada Aziz Yıldırım’ın ve Fenerbahçe taraftarlarının belki de kendilerine sorması gereken soru şu olmalıdır:

Avrupa devi olmanın yolu takımı Güney Amerikalılarla donatmak, Fenerium mağazalarında medya mahareti ile şişirilmiş futbolcu eskilerinin formalarını satın almak mıdır? yoksa “Fenerli olmak” deyimi ile büyümüş, sokak aralarında top oynarken Fenerli topçuların adını kendine yakıştırarak bu oyunu oynamaya başlamış oyuncularına en azından diğerleri kadar sahip çıkarak ileri doğru adımlar atmak mıdır?

Şu ana kadar 2 yorum

  1. serxan on

    Nasıl ki Gençlerbirliği küme kalmayı maç kazanarak değil de V. Manisa ve Ç.Rize düştüğü için başarmış ise G.Saray da F.Bahçe başarısız olduğu için şampiyon oldu. G.Saray son maçlarının hepsini kazandı, eyvallah, ama Sami Yen’deki maçta F.Bahçe, atıyorum uyduruk bir penaltyla, berabere kalsaydı şimdi başka bir şampiyondan bahsediyor olurduk.

  2. alpaxo on

    yukarıdaki yazıyı kim yazdı acaba?


Leave a reply